RESPİRATUAR SİNSİTYAL VİRÜS (RSV) ENFEKSİYONU VE RSV AŞISI
GEBELERE RSV AŞISI YAPALIM MI?
Respiratuar sinsityal virüs (RSV) enfeksiyonu, tüm dünyada yenidoğan, süt çocukları ve çocuklarda yüksek oranlarda ölümlere ve rahatsızlıklara neden olan şiddetli alt solunum yolu enfeksiyonlarının (ASYE) yani bronşit ve bronşiyolitin en önemli nedenlerinden biridir. Hastalık damlacık yoluyla bulaşır, mevsimsel epidemiler yapar. Kuzey yarım kürede hastalık Eylül-Ekim aylarında başlar ve Şubat-Mart dönemleri arasında hastalık yaygındır. Bebeklerin büyük bir kısmı (% 68) yaşamın ilk yılında ve hemen hemen tamamı (% 97) iki yaşına kadar RSV ile karşılaşır. Hastalık geçirildikten sonra kalıcı bir bağışıklık olmaması nedeniyle infeksiyonlar giderek hafifleyen bir klinik ile tekrarlayabilir. Tekrarlayan RSV enfeksiyonları ise uzun dönemde hışıltılı solunum ve çocukluk çağı astımının şiddetlenmesi gibi problemlere yol açabilir. RSV hastalığının ortaya çıkışı hızlı olabilmektedir. Hastalığın seyri kötü seyredebilir, hastaneye yatış, yoğun bakım gereksinimi, hatta ölümle sonuçlanabilir. RSV enfeksiyonu, sanılanın aksine çoğunlukla sağlıklı bebeklerde görülmekte ve hastalığın seyri hızla kötüleşebilmektedir. Zamanında doğan sağlıklı bebeklerin yaşamlarının ilk yılında RSV enfeksiyonu geçirmemiş olmaları halinde çocukluk çağı astımı geliştirme riskinin önemli ölçüde (%26) azaldığı gösterilmiştir. Bebeklerde RSV aşısı yapılmamaktadır ve gerektiğinde monoklonal antikor verilmektedir. Yenidoğanların bağışıklık sistemi hayatın ilk aylarında yeteri kadar olgunlaşmadığı için hastalıklara karşı antikor üretimi sınırlıdır. Bu nedenle anneyi aşılama ile yenidoğanda pasif bağışıklık sağlamak erken bebeklik döneminde enfeksiyonlardan korunmada yaşamsal öneme sahiptir. Gebelikte uygulanan aşıların temel amacı, maternal antikor düzeylerini artırarak plasenta yoluyla fetusa yeterli miktarda antikor geçişini sağlamaktır. Maternal aşılamanın, RSV, influenza (grip) ve boğmaca gibi erken bebeklik döneminde ağır seyreden enfeksiyonlar açısından klinik olarak yüksek yarar sağladığı görülmüştür. Antikor geçişi 28. gebelik haftasında hızlanır ve 32–36. haftalar arasında en yüksek düzeye ulaşır. Bu nedenle bu haftalarda anneyi aşılama bebekte maksimum antikor oluşumunu sağlar. Koruyuculuk doğumdan sonraki 6. aya kadar devam eder. Türkiye’de RSV salgını Ekim-Mart ayları arasında görülür ve Ocak-Mart ayları arasında zirve yapar. Ekim – Mart aylarında doğum yapacak tüm gebelerin aşılanması önerilir. Gebeliğin 24-36. haftaları arasında uygulanabilir. Antikor geçişinin 28. haftadan sonra daha çok olacağı göz önünde tutulmalıdır. Daha önceki gebeliğinde erken doğum öyküsü bulunan gebeler, gebelik takibi sırasında erken doğurtulma riski ortaya çıkan (preeklampsi, fetal gelişim kısıtlılığı vs.) veya gebeliği sırasında bebekte kalp anomalisi veya akciğer anomalisi saptanan gebelere aşı önerilebilir. Aşıya bağlı en sık bildirilen yan etkiler aşının uygulandığı bölgede ağrı, baş ağrısı ve kas ağrısıdır. Yan etkiler hafif ya da orta şiddette olabilir ve 2-3 gün içerisinde geçer. RSV aşı uygulanması ile TDAP (tetanos, difteri ve aselüler boğmaca aşısı) uygulanması arasında en az iki haftalık bir aralık önerilmektedir.